-
Yarim kalmis hikayenin kokusu..
hikayeler yazilmak uzere beklenilen bir sayfayiz.
ne kalitede oldugumuz onemli olmuyor aslinda uzerimize yazilacak hikaye icinde kullanilan kalem icinde.!
bazen karakalem ile yaziliriz bazende altin kaplama bir kalemle..
sayfanin basina ortasina sonuna yakinina o kadar cok sey yazilmiski simdilerde onlarla sunuluyoruz hayata..
her gelen hayatimiza bir hikaye birakmis uzerimizde.. silinmesi mumkun olmayan buyuk buyuk harflerle yazilmis hikayeler..
simdi senin yazdigin hikayeyi devam ettiriyorum kiristirmadan kendimi..
sudan uzak tutmam gerek biliyorum kendimi..
zamana meydan okurcasina sakliyorum kendimi kaybolmayan hikayemizle..
simdi sen uzaklastin ya hani’
biraktin ya hikayemizi yazmayi..
baska sayfaya gectin ya..
inan islanmiycan herseye ragmen herkese ragmen.!!
-
”AÇIKSÖZLÜ BURÇLAR ”
KOÇ (21 Mart-20 Nisan)
Sözünde duramayan, özgüveni olmayan, gıcık şahsiyet. Hayat boyu illa birileri onu iteleyecek. Var ya, bütün ev kuşları, ana kuzuları genelde bu burçtan çıkar. Bunun sevdası bile bir halta yaramaz. Genelde platonik takılır haspam. Yoktur ki cesaret denen şeyin zerresi bunda, gidip de söylesin. Hadi bir mucize oldu zar zor söyledi ve siz de bir halt edip buna uydunuz. Eğer uçarı, hayatla eğlenen, aşkta heyecan arayan bir kişi iseniz bittiniz kuzum siz. Duygusal takılır bu koçlar. Sıkıcı mı sıkıcıdır. Her an ahlanmaya meyillidir. Ona bir şeyi bin kere anlatın anlamaz. Bir de anladım havaları ve sonunda anlattığınız şeyin tam tersine yorumları yok mudur.Deli olursunuz. Soru sorup ne olduğunu anlamaya kapasitesi yetmez. Ama toplum tarafından sevilir. Niye, çünkü kendinden başka kimseye bir zararı yoktur. Öyle hileyi, yalanı becerecek zeka yoktur ki onda. Siz ona fıkra anlatın o gülsün, bir şey anlatın o dinlesin. Başka bir işe yaramaz. Kıskanç, gıcık ve sıkıcıdır.
BOĞA (21 Nisan-21 Mayıs)
Bunun var ya, insan beynini yormaktan başka bir şey yaptığı yoktur. Orda burda arkanızdan atar tutar. Hele de size karşı ilgisi var ve siz ona karşı kayıtsızsanız yandınız demektir. O zaman her şey beklenir bundan. Yerin dibine sokar sizi. Artık saçınızı başınızı mı yolarsınız, sinirden alkole mi başlarsınız, o sizin tercihiniz. Melek yüzlü şeytandır bu boğalar. İntikamcıdır. Hayatta pek bi halt olmazlar. Ailelerinin durumu iyi değilse vay hallerine. Her şeye löp diye konmak isterler. Çok param olsun, en güzel sevgili benim olsun, olsun, olsun, olsun…. Kendini dünyanın merkezi sanır. Sizden çıkarı varsa sizden iyisi yoktur bunlar için. Genelde evde kalmışların burcudur. Ya evlenmezler, ya da geç evlenirler. Zaten kim ne yapsın bu uyuzları. Erkenden mezara sokar sizi. Bunun tek boğalığı burcunun ismidir. Aslında akreptir bu akrep.
İKİZLER (22 Mayıs-21 Haziran)
Dönek, iki yüzlü, karakter çorbası, tek başına tek bir işe bile yaramayan asalak. Tatlı dilli yılan. Bu var ya, bu, hayatı boyunca onu bunu sömürüp durur. Bol organizasyonlu, bol dedikodulu, fesat mı fesat, defolu tipin tekidir. “Hadi arkadaşlar şunu yapalım…” “Aaa ayıp ettin tabii ki gelirim….” “borcum olsun… ” en çok yalanlarından bir kaçıdır. Çok iyi yalan söyler. Gevezedir de. Sır tutamaz. Boştur bunun ağzı. Ayaklı Gazete dedikleri türdendir. Gezsin, tozsun, eğlensin, o kadar. Öyle sıkıya mıkıya gelemez fazla. Laf olsun diye konuşur, evlenmek için evlenir, desinler diye yapar. Bir sözü diğerini tutmaz. Yanında kimse olmayınca da korkağın tekidir. Habire birilerinin , bir şeylerin arkasından konuşur. Onun arkasından konuşur, bunun peşinden konuşur. Ha babam konuşur. Güvenilmez tipin tekidir bu. Ama şeytan tüyü vardır bunlarda. Kendini affettirmeyi iyi becerir. Çabuk kandırır karşısındakini. En dikkat edilmesi gereken burç grubudur.
YENGEÇ (22 Haziran-23 Temmuz)
Kendini akıllı sanan, saftoriğin biridir. Herşeye kolayca inanır. Gidenin ardından asırlarca yas tutar. Bir de bir gün herşeyin iyi olacağına ilişkin paranoyası yok mudur. Gel de çıldırma. Onu dış görünüşünden daha çok ilgilendiren bir şey yoktur bu dünyada. Birkaç iltifatta yelkenleri suya indiriverir hemen. Bencilin tekidir. Her şeyin en iyisini, en doğrusunu kendisinin bildiğini sanır. Sanki bu dünyaya yüce bir görev için gelmiş gibi davranır. En az bir koç kadar ana kuzusudur bu. Bir de hayat boyu yaslanacağı bir duvar olsun ister. Bir gün melek, bir gün şeytandır. Yani bir türlü çözemezsiniz onu. Sürekli gelgitlerde yaşar. Tehlikelidir. Insanı kolayca avucunun içine alır. Eğer nefretini kazanmışsanız dikkat. Böyle durumlarda öfkesi henüz tazeyken pek çevresinde durmayın. Çünkü o zaman yapmayacağı şey yoktur. İlişkilerinde zordur. Birini severse onu sanki malı gibi sahiplenir, ama gözü de sürekli dışarıdadır. Bu uyuzla dostluk neyse de, aşk asla. Çünkü kaprisleriyle sizi hayatınızdan bezdirir.
ASLAN (24 Temmuz-23 Ağustos)
Bu aslan var ya aslan. Bu komedi şey kendisinin gökten zembille indiğini sanır. Bu ıssız bir adaya düşse, yanında isteyeceği üç şeyden biri aynadır. Kendinde şeytan tüyü olduğunu düşünür. Sanki bu olmasa çevresindeki hiçbir şey düzgün gitmeyecek zanneder. Oysa en büyük yamuk kendisidir. Bunu bir odaya iki gün kapatın kesin ölür. Hele bir de odada ayna yoksa iki gün bile sürmez. Özgürlüğü asla vazgeçemeyeceği şeydir. Saftır aslında bu. Kuş kadar beyni olan bir insan bile bunu kolayca kandırabilir. Öyle ince detaylardan pek anlamaz. Bir yalan söylediğinde ya da gizli bir iş yaptığında kısa sürede kendini ele verir. Çünkü plan yapacak, yaptığı planı doşru düzgün uygulayacak, hadi diyelim uyguladı, saklayıp gizleyecek kadar potansiyel yoktur onda. Sakın bu aslan megolamanına nasıl göründüğünüze dair bir şey sormayın. Çünkü siz kendinizi ne kadar mükemmel hissederseniz hissedin, o olumsuz bir şey bulacaktır. Bu şahsiyetle kavga ettiğinizde, size saldıracağı ilk konu dış görünüşünüz olacaktır. Kilonuzdan tutun da, gözlerinizin şaşılığına, dudaklarınızın inceliğine kadar v.s ne varsa onu fazlasıyla ilgilendirir. Ruh sağlığınız açısından tehlikelidir.
BAŞAK (24 Ağustos-23 Eylül)
Hemen hemen her şeye kolayca uyum sağlar. Çünkü başka türlü ortam yapamaz, çevre genişletemez. Sırf çevresindekiler eksilmesin diye kendi fikirlerini savunmaktan korkar. Zaten kim karşısında her söylediğine he diyen bir tip istemez ki. Bunun en sinir bozucu huyu, insanlarla konuşurken onların, rahatsız edecek kadar gözlerinin içine dik dik bakmasıdır. Genelde efendi takılır. Ama içten içe her türlü çılgınlığı yapmaya meyillidir. Şıpsevdidir, sessizdir, kuruntuludur ve genelde dalgındır. Sizinle konuşurken çoğunlukla kafasından başka şeyler geçer. Yaptığı iyilikleri en ufacık bir hatanızda her an başınıza kakabilir. Fazla alaturkadır. Ayrıca saplantılı tipin tekidir. Şıpsevdiliğine rağmen birine kafayı taktığı zaman karşısındakini bayana kadar zorlar. ilişkilerinde romantik olmaya çalışır. Ama bir süre sonra can sıkar. İçmeyi pek bilmez. Hele de morali bir şeye bozuksa ki, genelde bir şeye bozuktur, içmeye gidilecek en son kişidir. Hadi iyi niyetiniz size bir halt etti ve gittiniz, o zaman yanınızda onu bir nebze susturmak için bir bant bulundurun. Normalde pek konuşmayı ve diyalog kurmayı bilmeyen bu şahıslar, içtiklerinde yerdeki taşla bile konuşurlar. Onlar için yarın değil, bugün önemlidir. Genelde karakteri oturmamış kişilerdir.
TERAZİ (24 Eylül-22 Ekim)
Mıy mıy terazi, dır dır terazi, ıyy bu var ya bu bıdı bıdı konuşur. Soğuk nevalenin tekidir. Bunu en çok kendisi sever, sonra annesi, sonra varsa teyzesi… sonra, sonra bunu kimse çok sevmez. Canınız sıkıldığında en son arayacağınız kişi olmalıdır. Çünkü sizin ufak bir moral bozukluğunuzu dahi depresyona kadar götürür. Kafasını her şeye takar. Gelgit akıllının tekidir. Bir gün size çok yakın davranır, ertesi gün bir bakarsınız suratınıza dahi bakmıyor. Sırlara, gizemli şeylere çok meraklıdır. Müthiş bir dedikodu deposudur. Kim kiminle ne yapmış, bilmem kim nerde ne etmiş, miş de miş miş… Hemen hemen çoğunu bir yerlerden duyar, görür, bilir. Yapmacık beyinlinin tekidir. Akıllı takılır, takıldığıyla kalır. İnsanı boğan, sıkan bir havası vardır. Başta zor bir ihtimalle de olsa size çekici ve ilginç gelse bile, sonrasında mazoşist değilseniz şayet, kaçacak delik ararsınız. Yemeğe düşkündür. Özentinin tekidir. Çevresi tarafından robot, soğuk ve dengesiz olarak tanınır. Tatminsizdir. Son not olarak, çok fazla dikkate alınacak biri değildir.
AKREP (23 Ekim-22 Kasım)
Çevresine genelde ılımlı ve temiz kalpli havası veren akreplerin, insanları dumura uğratmakta üstüne yoktur. Kuşkucu, kıskanç ve iki yüzlünün biridir. Size ne zaman hangi yüzünü göstereceğini de asla kestiremezsiniz. Bazen şefkatli, sıcak, bazen de saldırgan ve soğuk bir buzdolabı gibi olur. Sizin yüzünüze gülüyor olması, asla size karşı iyi niyetler beslediğinin garantisi değildir. O tam bir tiyatrocudur. Hat safhada bencildir. Bu var ya bu, öyle melun bir şeydir ki, Allah bunun şerrinden düşmanımı bile korusun. Kafaya koydu mu yapar bu. Vücut dilini çok iyi kullanır. Yüz mimikleri en çok olan insan tipidir. Her olaya , her şeye bir mazereti vardır. Çok dikkatli ve akillidir. Avına sinsi sinsi yaklaşır. Eğer çevrenizde bir akrep varsa, bence onunla kesinlikle dost olmaya çalışın. Kıskançlığı yüzünden yapmayacağı şey yoktur bunun. Sürekli ilginin kendisinde olmasını ister. İnsani çileden çıkaracak kadar kendine güveni vardır. Burcunun adi gibi akrebin tekidir. Melek yüzlü şeytan lafı sanki bunun için söylenmiştir.
YAY (23 Kasım-22 Aralık)
Ah sen var ya sen… Düzenbazlar düzenbazı, dedikoducu ve bir o kadar geyik insan. Senin adam olman için kafana taş düşmesi veya birinin başına balyozla vurması falan mı lazım? Nedir bu gevezelik. Bu konuşur, konuşur, çenesi de yorulmaz. Beleşe bayılır. Ben yaptım, ben ettim havaları yok mudur bunun, insanın gırtlağına yapışıp boğası gelir. Heyecan manyağıdır bu. Bağımsızlığına en düşkün burçtur. Duruma, ortama göre anında değişirler. Nabza göre şerbet verirler. Buna gazı verdin mi bir daha tutamazsın. Bir şeyi abartmağa bayılır. En ufacık , en basit olayı bile süsleyip öyle anlatırlar size. Dikkat yoksunudur bu yaylar. Allah bunların sevgililerine de sabır versin. Bir insan ancak bu kadar kaprisli olur dedirtir insana. Bardağın hep dolu tarafını görecek kadar, hayattaki olumsuzluklara gözlerini kapatırlar. Sıkılınca kaçarlar. Eğer sonunda bir çıkarları yoksa, mücadele etmeyi pek sevmezler. Bunların burcunun adı yay değil çakal olmalıymış aslında. Bunlar için hayatta kendilerinden daha önemli hiçbir şey yoktur. Biten ilişkilerinin ardından konuşur, kızdığı arkadaşlarının arkasından atar tutarlar. Bu yüzden pek güven vermezler insana. Daha nasıl güven versin ki, sırf heyecan için yaşayan, dedikoducu tip demedik mi? Bir şey biliyoruz da söylüyoruz herhalde.
OĞLAK (23 Aralık-20 Ocak)
İnatçı keçi seni. Seni gurur budalası, pire için yorgan yakan şapşal seni. Dobralıkla patavatsızlığı bunun kadar karıştıran başkası yoktur şu cihanda. Her an bir siniri krizi geçirmeye müsaittir. Onun için o daha iyi, bu daha kötü gibi bir ayrım genelde yoktur. İki şey arasında kıyas yapamayacak kadar absürt ve gereksiz bir insandır. Bu nedenledir ki, çok mecbur kalmadıkça saçlarınızın yeni şeklini, kıyafetinizde yaptığınız değişikliğin nasıl olduğunu, bu rüküşten veya daha doğrusu bu garip insandan başka birine sorsanız iyi edersiniz. Yani biraz kaz kafalının tekidir. Onun aklı fikri arkadaşlarıdır. Sonra da onlardan yer nanayı , görür Hanya’yı Konya’yı. Özel hayatının didiklenmesinden hiç hoşlanmaz. Sanki kimin umurundaysa, bunun kendi gibi sıkıcı kurallarla boğulmuş özel hayatı. Eğer bir filmi onunla birlikte izleme gafletine düştüyseniz şayet, size durup dururken, oyuncunun en son ne söylediğini sorar. Filmin her sahnesinde yorum yapar, o da olmadı absürt bir şey bulur kafanızı karıştırır. Olmadık yerde güler, olmadık yerde soru sorar. Onu sorar, bunu sorar… Sanki mezar taşına yazdıracak, yıllarca bilmem kimlerin canına tak ettirip öğrendiği onca gereksiz bilgiyi.
KOVA (21 Ocak-19 Şubat)
Görgüsüzün biridir. Yaşantısı boyunca kompleksleriyle hem kendisini hem de çevresindekileri canından bezdirir. Özentidir, ayrıca basmakalıp tipin de biridir. Değişime pek açık olduğu söylenemez. Okul hayatının parmakla gösterilen parlak çocuğu değildir. İş hayatında ise hep kolay işleri tercih eder. Potansiyeli daha fazlasına izin vermez. Olsa da olur, olmasa da olur tipin tekidir. Yemeğe olan düşkünlüğü de ayrı bir mevzudur. Genelde obezler bu burçtan çıkar. Yani yakınınızda bunlardan bir iki tane olması sakıncalı değildir. Genelde sizi kompleksleriyle bunaltır ama onun dışında, diğerlerine göre daha zararsızdır. Yıllar sonra bir anıyı hatırlayıp efkarlanır bu yaylar. Pek nostaljiklerdir. Onu bunu yıllar sonra hatıra olur diye saklamaya bayılırlar. Her ne kadar içlerinden bazıları, ağır abi, hanım ağa gibi bir görüntü çizseler de, hemen hemen hepsi sulu gözlü, duygusal tiplerdir.
BALIK (20 Şubat-20 Mart)
Ah sana ne desem bilmiyorum ki. Saf mısın, salak mısın? Yüz yıl yaşasa, olgunlaşacağına daha da bir çocuklaşır bu. Ona kırılır, buna alınır, küser, kızar…. Ayyyy… İnsanın bunu düşünürken bile içi daralır. Hayatta zaman zaman önüne çıkan fırsatları bir türlü değerlendiremeyen beceriksizin tekidir. Yaşamı boyunca kolay yoldan para bulmayı hayal eder. Zaten uyumadığı anlarda, çok az istisnai durum dışında genelde hayal kuruyordur. Hep çelişkilerle doludur. Bir de sanki hiç olumsuz huyu yokmuş gibi, bir kuru inadı vardır ki… Tam bir karın ağrısı, baş belasıdır. Bunun huyuna, suyuna git, sonra canın ne istiyorsa yaptır buna. Ama bana sorarsan kendin yap daha iyi. Tam bir bunalımdır. Bir şeye moralinin bozulması için nefes alıyor olması bile yeterlidir. Ona sorsan hayatta en büyük acıları bu çekmiştir, gelen buna vurmuştur, giden buna vurmuştur. Ah zavallı daha ne yapsındır ki. Bunun bindiği gemi batar, tuttuğu dal kırılır. Anılarla yaşamağa bayılır. Geçmişinden asla sıyrılamaz. Dış görünüşe çok fazla önem verir. Öyle lider olmak gibi bir kaygısı yoktur, kıyıda köşede kendine bir yer bulsun yeter. Onu mutlu etmek neredeyse imkansız gibidir. Herhangi bir şeye bile hemen sevinebilir, ama asla mutlu olmaz. Şahsiyetsiz, karamsar, olsa da olur ama olmasa acaba daha mı iyi olurdu dedirten tuhaf insanın tekidir. -
+ Sence ona ikinci bir şans vermeli miyim?
- Onu özlüyor musun?
+ Evet.
- Onu 2. defa sevebilecek misin?
+ Evet.
- O zaman ona ikinci şansı verme.
+ Ama özlediğimi ve seveceğimi söyledim.
- Herkes birini özler ve çoğu zaman unutur. Ama birini 2. defa sevebilmek için önce sevmekten vazgeçmiş olman gerekir. Ve eğer sevmekten vazgeçmişsen, tekrar sevmenin bir anlamı yok. Kek ister misin?(buyrunbenselin gönderdi)
Nisan 10, 2012 tarihinde gönderildi via with 39 yorum
Kaynak: yesil-lizozom
-
Nefret kurduramadığım bir dünya. Kin tutmak beceremediğim bir meziyet.
Yıllarca önce aldığım bir kararla kurmuştum kafamda renklendirilmemiş kare kare resimsel filmimi. Yaşadıkça boyuyorduk resimlerimizi yada resimlerimi. Aralarda bitiyordu boyalarımız, didişiyorduk resimdeki bir yeri boyamak uğruna.
Hak etmemişim ben o resimleri.bir hayalmiş hepsi.! Sözler, yaşanmışlıklar,hissedilenler hepsi yalanmış meğer. Geride kalanlarıyla yıkıma geçti şimdilerde toparlıyamadığım.
Gülmek,eğlenmek rol yapmamak uğruna yaşama asılmak nedilenleri kuralına göre oynamak..
Hepsi gerçekten bomboş küçük saydığımız yalanlar..
Küskünlük mü çaresi derseniz o da değil. Herkesten uzaklaşmak daha az muhatap olmak mı derseniz o da değil. Yep yeni bir hayat kurmaca yalanları söylemiycem bile.
Kaldığın yerden devam etmek ön görülen çoğunluk..terapilerden terapilere koşuşturma bile yükünüzü paylaşmanıza aza indirmenize sebeb olmıyor. Çoğumuz hatıralarımızın o yükünü terapilerde anlatarak üzerine sünger çekiceğimizi yada paylaşarak onların bir kısmında kurtulacağımızı zannederiz.Kocaman bir yalan.!!
Hatıraların hepsinden kurtulmak kolay. Yakmak,atmak kaldığın evi değiştirmek,uzaklara gitmek,şehirden hatta ülkeden uzaklaşmak kolay. Esas zor olan silemediğin anılardan kurtulmak yada kurtulmak istmemen.
İnsan hiç izlediği filmlerde aptal duygulara kapılır mı, sokakta baktığı benzer insanlarda filmi sararmı beyninde tekrardan. Peki gülümsemelerde duygulanır mı insan..
Hayat deyip geçebilir mi cesaretlice! Gitarın tellerinden çıkan ses,piyanonun tınısı ya kemanın titremesi bunlardan kaçamamak..
Her sorulan sorulara kaçamak cevaplar vermek zorunda olmak.
Senin adına vermek zorunda kaldığım cevaplar..
Her şey neden önceden zamanında olmaz ki..
Şimdilerde kabullenilen şeyler gerçekleşemiyeceği için ne kadar değerli olabilir ki..
İleri geri sarılan ve tekrar tekrar izlenen bir film gibi şimdilerde hatıralar..
Araları atlamamak, yapılmış olan varsa yanlışları görmek ve anlamaya çalışmak.
Kötü yada iyi aramak değil.. notaların nerede yanlış basıldığı aslında.
Belkide enstürüman yanlıştı. Orkestra şefiyle işim yok. Oyunu kuran o aslında.
Bizleri sahneye çıkaranda o. Drektifleri verende o.
Basacağımız notaları,oyunun kuralınıda yazan o.
-
Huzura yükseliş
Anlam yuklemeden yaşayabilmek hayatın kendisini buyuk bir beceri degil midir? Gereksiz senptonlar icerisinde bocalamak. Ama kolay dile geliyor tabiî ki bunları soyleyebilmek uygulama moduna girebilmeye göre.
Elinizde kendinızın icini kendi havanızla doldurdugu bir balonla kendi başınıza oynuyadururken bir gün o oyuncagınızın elinizden ucup havaya yukseldigini fark edersiniz.
İşin ilginç kısmı daha once bunu hic aklınıza bile getirmemiştiniz ve onleminizi almamıştınız.
Ve artık havaya ulaşacak gucunuzde yoktur. Zıplarsınız zıplarsınız ulaşamadıgınızı gordugunuzde sadece bakarsınız.
Bulutlara huzura ucuyordur, yere yıkıldıgınızda fark edersiniz.
Gozyaşlarınızla fark edersiniz yagmur artık aşagılardan yagıyordur.
Gokyuzu uzun bir sessizlik icinde kurar dunyasını.
Golgeler ararız altında yaşayabilmek icin.
Gokyuzunun ısıklarını gormek agır gelir.
Guneşin bize nisbet yaptıgını zannederiz.
Agacın kovuguna girer ve dışarı cıkmak icin yagmurlu havayı bekleriz.
Cıktıgımızda ise toprak ana bular uzerimizi.aslında o sahip cıkmak ister bize.
Birgün cesaretlenir ve bakmak isteri gokyuzune.ama artık goremeyiz oyuncagımızı.
Bize ait oldugunu hissettigimiz hava bulutlarla bir olmuştur.
Guneş artık dizgindir, daha bir sarıdır.
Bulutlar ise daha bir mavi..
Siz ise toprak anaya sarılır ve geldiginiz SU ile butunleşirsiniz..
-
novh:
The one and only Julia Jacobson.
Aralık 28, 2011 tarihinde gönderildi via NOVH.US with 12 yorum
Kaynak: novh
-
Kesinlikle cok begendim ha haa :) baak millet ne klipler cekiyor yahuu
-
Dün gece seni sevdiğimi söyleyecektim
Sana ihtiyacım var diyecektim
Nedense sustum
Çünkü sen bundan korkacak kadar özgür
ve korkup benden kaçacak kadar bencilsin
Dün gece hafifçe mırıldandın rüyanda
Sonra dönüp gülümsedin uykunda
üstüme alındım
Çünkü ben bundan korkacak kadar tutkun
ve korkup senden kaçacak kadar yorgunum
Bir bencille bir yorgun
Ne yapar şu hayatta
Belli etmeyiz ama
İki korkağız biz aslında
Belli etmeyiz ama
İki aşığız biz aslında
Uzun uzun seyrettim seni uykunda
Saçlarını okşadım
Sen gözlerini açtın
Ben kapattım
Bütün gece seni sevdiğimi düşündüm
Söyleyemedim sustum
Nedense sustum -
Facebook bloglaşma yolunda..!

